Adana Tarihi Hakkında Bilgi

adana ilinin coğrafi durumuAdana şehri eski çağlarda Tarsus limanı ile Misis arasında pek önemli olmayan bir konaklama yeri idi. Gülek boğazından çukurova’ya inilen yerde ve Seyhan ırmağının en kolay geçilen yerinde kurulduğu için, zamanla ehemmiyeti büyüdü. Tarsus’un önemini kay­betmesi, Adana’nm gelişmesine zemin ha­zırladı.

Hititlerden sonra bir ara Asurlular’a ge­çen Adana bölgesi, M.Ö.VI yüzyılda İran­lılara, 333 te de Büyük iskendere geçmiş­tir, İskender İmparatorluğu parçalanınca. Adana bölgesi, Selefkîler’in (Selevkoslar’ın)

payına düşmüş, Mısır Ptolemaiosları tarafından göz dikilmiş, fakat alınamamıştır. M .O. I. yüzyılda Pompeus, bu bölgeyi de Romaya katmıştır.
M .S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, Adana bölgesi de, bütün Anadolu ile beraber Doğu (Bizans) İmparatorluğunun olmuştur. VI. yüzyılda Justinianus’un 21 gözlü büyük taş köprüsünden anlaşılacağı üzere, Adana bir hayli gelişmiştir. Gene bu devirde su kemerleri ve sûrlar yapılarak Adana şehri büyümüştür.

VII. yüzyılın ortalarında daha Halife Hazreti ^ Ömer’in devrinde (634-644) İslâm Araplar, Adana bölgesine gelmişlerdir. Fakat bölge, ancak bu yüzyılın son yıllarında İslâm imparatorluğuna katılmıştır. VIII. ve IX. yüzyıldan başlıyarak Müslümanlar bu bölgeye yerleşmişlerdir. X. yüzyılda Bizans tarafından geri alman Adana, 1071 Malazgirt zaferinden sonra Türkler tarafından Bizans’tan fethedilmiştir.

Sonra Haçlılar, tekrar Türkler, tekrar Bizans, bölgeye hâkim olmuşlardır. Nihayet «Kilikya» adı verilen bu bölgede bir Ermeni Devleti kurulmuştur. Önce prenslik, sonra kırallık olan ve XIII. yüzyılın ilk yarısından başlıyarak Türkiye’ye (Anadolu Selçuklu sultanlarına) tabi olarak hayatını devam ettiren bu devlet, sonradan Fransız Lusignan hanedanının eline geçmiştir. Mısır – Suriye Türk-Memlûk İmparatorluğu bu devleti ortadan kaldırmış.

Adana bölgesi, imparatorluğun başkenti olan Kahireye bağlanmıştır. Bu devirde Adana, Ramazanoğulları Devletine merkez olmuştur. Memlukler’e tabi olan Ramazanoğulları, Oğuzların Yüregir boyundandır. 1516 da Yavuz devrinde Türkiyeye bağlanan bölge, bu tarihten itibaren siyasi istikrara kavuşmuştur.

Osmanlılar, XVI. yüzyıl boyunca, Rama-zanoğulları’nın, kendi valileri olarak Adana-yı yöneltmelerine müsaade etmişlerdir.

XVII. yüzyılda Adana. Halep Beylerbeyliğinin (eyaletinin) 10 sancağından (ilinden) biri idi. 1671 de Adanayı bize anlatan Evliya Çelebi, şehrin çok büyüdüğünü, 8 700 evi, yani takriben 87 000 nüfusu olduğunu.

5 i’büyük olmak üzere 70 camii, bir kapalı çarşısı 17 ticaret hanı bulunduğunu kay-I delmektedir. Bu devirde halkın büyük ekseriyetini Türkler teşkil ediyor, Arap, Ermeni, Rum, Yahudi azınlıkları da bulunuyor-du. En büyük gelir pamuktan, sonra portakaldı İlerden, şekerkamışı ve zeytinden elde ediliyordu. Şehrin etrafı baştan başa bahçeler, bağlarla çevrilmişti.

Devlete baş kaldıran Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa tarafından istilâ edilen Adana eyaleti, bir ara Mehmet Ali’nin idaresine verildiyse de, 1840 ta geri alınmıştır. 1867 de Halepten ayrılarak Adana eyaleti teşkil edilmiştir 1886 da şehrin demiryolu ile “Mersin limanına bağlanması ticari hayatını canlandırmıştır.

1909 baharında yangınla harap olan şehir, Ermeni komitacılarının baş kaldırması ile de karışmış, fakat Adana valisi olan Cemal Paşa, eyalette derhal asayişi mükemmel hale getirmiştir. Birinci Cihan Harbinden sonra geçici olarak Fransızlar tarafından işgal edilen Adana, 5 ocak 1922 de Ankara itilâf namesine uyularak Türkiye’ye iade edilmiştir.

Fransızlarca güvenerek Adana bölgesinde uygunsuzluklarda bulunan Ermeniler de,. Fransızlar ile beraber Adanadan çekilip Suriye’ye gitmişlerdir. Fransızların şehirden çıktığı gün, her yıl Adana’da kurtuluş bayramı olarak kutlanmaktadır.

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş
Etiketler: ,

Yoruma cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*